TIRTILDAN KELEBEĞE

Kelebekler kanatsız doğarlar. Biçimlerine ulaşmaları için dört aşama geçirmeleri gerekir. Bazıları 24 saat bazıları 1-2 ay ömre sahip olan kelebekler yumurtadan bir kurtçuk olarak çıkarlar. Kurtçuk büyüdüğünde küçük sevimli bir tırtıl olur ve kelebeğin ikinci devresi başlar.

                              



Tırtılın vücudunda toplam 14-15 halka vardır. Başında küçük gözleri ağız kısmında bizim dişlerimiz gibi çiğnemeye ve ezmeye yarayan çenesi bulunur. Gövdesinin ön kısmında karnına kadar olan bölgede 8 bacağı vardır. Kelebek henüz tırtıl iken kanatları yoktur ve antenleri çok kısadır. Tükürük bezleri ise bir çeşit ipek salgılar. www.yaratilisdelilleri.com/

Tırtılların diğer canlılar gibi büyüdükçe boyları uzamaz. Onlar büyüdükçe kendi derilerine sığamayacak kadar şişmanlarlar. Sonunda tırtıllar yavaş yavaş derilerini yırtarak ondan kurtulurlar. Yerine kendi şişmanlamış bedenlerine daha uygun olan yeni bir deri çıkarırlar. Tırtıl böcek yiyen kuşlar için çok lezzetli bir canlıdır. Tırtılların kendilerini korumaları için çeşitli saklanma tekniklerini vardır. Bazıları dimdik ayakta durarak dal taklidi yapar bir kısmı kendi rengindeki bir yaprağın üstünde durarak kendisini kamufle eder bazıları ise ölü taklidi yapar. Bu saklanma teknikleri tırtılın yaşamını sürdürüp ileride kelebek olabilmesi için çok önemlidir.

Tırtıl bu kamuflaj tekniklerini kelebek olduktan sonra da kullanır. Şöyle ki kelebekler kendilerine uygun renkte olan bölgelerde yaşarlar. Böylece kolayca saklanabilirler.

Üstün korunma sistemiyle gelişimine devam eden tırtıl nihayet üçüncü devreye girer. Tırtıl bu devreye geçeceği vakit karnını tıka basa yaprakla doldurur ve neredeyse çatlayacak hale gelir. Bu üçüncü devrede tırtıl kendisini bir torbanın içine hapseder ve burada değişime başlar.

Bu evrede tırtılın etrafında oluşan sert kabuğa “krizalit” denir. Bu kabuğun içinde iken hareketsizdir ve hiç yemek yemez. Yalnızca tırtıl iken yediği yaprakların enerjisini kullanır. Krizalit kabuklar bir yaprağın kayanın veya bir dalın üzerine tutturulmuştur.

 

Aşağı yukarı 10 gün kadar bir süre geçtikten sonra kelebek birkaç dakika içinde krizalitin kabuğunu yırtarak çıkar.

O anda kelebeğin kanatları henüz normal boyutlarına ulaşmamıştır. Dördüncü evrede yeni kelebek kanatlarını germek için kanatlarının üzerindeki damarları vücut sıvısıyla şişirir. Kanatlarını kuruttuğu an ise hiç eğitim almadan anında uçar. Kanatlar aynı zamanda kelebeğin solunumuna da yardımcı olur.

 

İPEK BÖCEĞİNİN ALLLAH’IN İLHAMIYLA ALDIĞI TEDBİR

Sizin 450-500 kadar yumurtanız olsa ve bunları dışarıda muhafaza etmeniz gerekse ne yapardınız? Onların, rüzgar gibi doğa şartlarının etkisiyle saçılıp dağılmalarını önleyecek bir tedbir almanız kuşkusuz ki en akılcı olandır. İşte dünyanın tek seferde en fazla yumurta yumurtlayan canlılarından biri olan ipek böcekleri (450-500), yumurtalarını muhafaza etmek için çok akılcı bir yönteme başvururlar: Yumurtaları salgıladıkları yapışkan bir maddeyle (iplikle) birbirlerine bağlayarak, etrafa saçılıp, dağılmalarını engellerler.

Yumurtadan çıkan tırtıllar, ilk iş olarak kendilerine uygun bir dal bulur ve daha sonra da aynı iplikle oraya bağlanırlar. Ardından gelişebilmeleri için salgıladıkları bu iplikle kendilerine koza örmeye başlarlar. Hayata gözlerini yeni açmış bir tırtılın bu işlemi yapması, durup dinlenmeksizin 3-4 gün sürer. Bu süre içerisinde tırtıl, binlerce kez dönerek, ortalama 900-1500 m. uzunluğunda bir iplik çıkarır. Bu işlem bitince de hiç dinlenmeden yeni bir işe başlar ve güzel bir kelebek olmak üzere değişim geçirmeye başlar.

       




Ne anne ipek böceğinin yavrusunu muhafaza edebilmek için aldığı tedbir, ne de herşeyden habersiz, henüz hiçbir eğitime, bilgiye sahip olmayan küçücük bir tırtılın gösterdiği davranışlar evrimle izah edebilecek olaylar değildir. Herşeyden önce annenin, yumurtaları yapıştırmak için kullandığı ipliği üretebilmesi mucizevidir. Yumurtadan yeni çıkan bir tırtılın kendisi için gerekli ortamı tanıyıp ona uygun koza örmesi, ardından değişim geçirmeye başlaması ve bu değişimi problemsiz olarak geçirebilmesi ise insan aklının anlayış sınırlarını zorlamaktadır. Bu durumda her tırtılın dünyaya ne yapması gerektiğini bilir bir şekilde geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz ki bu da, tüm bunların henüz dünyaya gelmeden "öğretilmiş" olduğu anlamına gelecektir. http://imangercekleri.com/

Bunu bir örnekle açıklayalım. Eğer yeni doğmuş bir bebeğin, doğumundan sadece bir kaç saat sonra ayağa kalktığını, dahası kendisine bir yatak yapmak için malzeme (yorgan, yastık, minder vs.) topladığını ve bunları düzgün bir biçimde birleştirip bir yatak yapıp içine yattığını görürseniz, ne düşünürsünüz? Olayın şaşkınlığını üzerinizden attığınızda, varacağınız en mantıklı sonuç, bu bebeğin böyle bir işlemi yapması için henüz anne karnında olağanüstü bir yolla bir şekilde "eğitilmiş" olduğunu düşünmektir. Tırtılların durumu, bu örnekteki bebeklerden farksızdır.

Bu da bizi yine aynı sonuca ulaştırır: Bu canlılar, kendilerini yaratan Allah'ın belirlediği biçimde doğmakta, davranmakta ve yaşamaktadırlar. Kuran, Allah'ın "balarısına vahyettiğini ve ona bal yapmayı" (Nahl Suresi, 68-69) emrettiğini haber vermekle, aslında canlılar dünyasındaki büyük sırrın bir örneğini bildirmiş olur. Bu sır, tüm canlıların Allah'ın iradesine boyun eğmiş olarak, O'nun belirlediği kaderi izledikleri gerçeğidir. Arı bu nedenle bal yapar, ipek böceği bu nedenle ipek üretir. www.arimucizesi.com

TIRTILIN MÜKEMMEL YAPİSI ROBOT TEKNOLOJİSİ TARAFINDAN TAKLİT EDİLMEKTEDİR

Doğadan örnek alınan her canlı, onların sahip oldukları her sistem iman eden insanlar için Allah’ın yaratışındaki kusursuzluğun birer delilidir.

Bilim adamları robotların esnek olmayan yapılarını değiştirmek amacıyla çalışmalar yapmaktadırlar. Çünkü mekanik robotların bükülemez yapıları hareketlerine pek çok kısıtlama getirmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, Tufts Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı yeni üretilen robotların tamamen yumuşak yapılı olması için çeşitli çalışmalar başlatmışlardır. Bu araçların tıp ve uzay araştırmaları gibi alanlarda pek çok fayda getirmesi planlanmaktadır.

Bilim adamları robot teknolojisini ilerletebilmek için çalışmalarını biomimetik alanında da yoğunlaştırmışlardır. Biomimetik Allah’ın doğada yarattığı canlıların incelenmesi ve bu canlılarda görülen aklın yeni teknolojilerde kopyalanması olarak özetlenebilir. Bilim adamları en mükemmel mekanizmaların laboratuvarlarda icat edilmeden milyarlarca yıl önce doğada bulunduğunu görmüşlerdir. Bu durum evrimi savunan bilim adamlarını çok büyük sıkıntıya sokmuştur çünkü evrim basamağının en son halkası olduğunu iddia ettikleri insan, sözde kendisinden daha ilkel olması gereken canlıların bildiklerini bilememektedir.

Biomimetik alanında çalışmalar yapan araştırmacılar tırtıl ve ipek böceğinin özelliklerine benzer yapıda, yumuşak hareketler yapabilen robotlar üretmeye çalışmaktadırlar.

Biyoloji profesörü Barry Trimmer tırtıllarda yapılan incelemelerin bu alanda kendilerine yol göstereceğini belirtmiştir. Bir nörobiyolog olan Trimmer bu canlıların beyinlerini kullanarak sıvı hareketini nasıl kontrol ettiklerini ve böylece hiç eklem olmadan nasıl rahatça hareket edebildiklerini daha iyi anlayabilmek amacıyla çalışmalar yapmaktadır.

Günümüzdeki yumuşak yapılı robot prototipi silikon elastomer denilen maddeden yapılmıştır. İç duvara tutunmuş çok küçük kasları bulunmaktadır ve bunlar geri plandan görülebilen elektronik arayüzey ile kontrol edilmektedir. Robotun üzeri silikon lastik bir deri ile kaplıdır. “Softbot” isimli yumuşak yapılı bu robot ancak silikon lastik parça içerisinde kıvrılarak ilerleyebilmektedir. Şu ana kadar araştırmacılar robotun ancak hafif dalgalanma hareketi yapmasını sağlayabilmişlerdir.

Unutulmamalıdır ki tırtıl doğada çok fazla rastlanan bir canlıdır ve bu canlının yapısı milyonlarca yıldır değişmemiştir. Ancak bilim adamları var güçleriyle bu canlının hareket mekanizmasının sırlarını çözmeye ve bunu teknolojiye adapte etmeye çalışmaktadırlar. Ancak 21. yüzyıl şartlarında bile tam başarı sağlayamamışlardır. www.biyomimetik.net

Allah tırtılı ve diğer tüm canlıları bir benzerleri olmadan yoktan var etmiştir. Eğer canlıların özellikleri bilim adamları tarafından örnek alınıyorsa bu açıkça Allah’ın yaratmasındaki üstünlüğü isteseler de istemeseler de kabul ettikleri anlamına gelir.

İnsanların teknolojide örnek aldıkları her canlı, bu canlıların sahip oldukları her sistem iman eden insanlar için Allah'ın birer ayetidir. Bu gerçek Kuran’da; Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi, 4) ayetiyle bildirilmektedir.